2020’nin ilk yazısını az önce defterime yazdım. 2020 tarihini atarken oldukça garip geldi. Ben ki küçüklüğümden beri günlük tutan ve düzenli olarak sayfalara tarih atan biriyim yine de yılların geçtiğini pek anlayamamışım. İnsan saysa da, kendi defterine kendi takvimini yapsa da (geçen yılın hedeflerinden biri bullet journal* idi ve evet yaptım) yine de fark etmiyor. Bana sorarsanız hayata o kadar çok dalıyoruz ki hayatın geçip gittiğini anlamıyoruz bile; en azından benim için böyle oluyor.

2019’un bullet journal’ı

2020’nin henüz sadece 8 gününü geride bırakırken bu yıl kendim için yazdığım ilk yazı gelenekselleşmiş “hedeflerim” yazısı oldu. Kitap okumak, yazı yazmak, para biriktirmek gibi sıradan maddelerin yanında benim için zorlayıcı olacak birkaç madde de yok değil.

Meselâ kişisel gelişim kitaplarının, yaşam koçlarının dillerine pelesenk ettiği “hayır demeyi öğrenmek” gibi. Aslında pek çok şeye kolaylıkla hayır diyebilen bir insan olduğumu düşünürken aslında hiç de böyle olmadığımı gördüm. Bu yıl; yani 2019’da o kadar garip durumlarda kaldım ki “ben şu anda tam olarak ne yapıyorum” diye kendimi sorguladığım anların sayısı epey fazla oldu. Gün bitip de kafamı yastığa koyduğumda, “gerçekten de bunu yaptım mı ben”, “neden yaptım ki”, “benim ne işim vardı ki” dediğim ve hatta Dunç’un(**) da bol bol başını şişirdiğim günler epey çoğunlukta.
Yazmak, çizmek, fotoğraf çekmek işin içinde olunca heyecanlanmamak benim için zor bir şey. 1998’de gazeteci olmaya karar verdiğimden beri sanırım bu, böyle. Üstelik kendi kendime iş çıkarmayı da çok seviyorum. “Şöyle bir şey yapsak, nasıl da güzel olur” dediğim ve sonunda beni bekleyen bir yığın iş ve her bir günün sadece 24 saatten oluştuğu 7 günlük zaman dilimleriyle baş başa kalınca, aslında kendime nasıl bir kötülük ettiğimi nihayet anladım.

Ama bence bu yılın en büyük hedefi başka… 2019’da kendime bir söz vermiştim: “Hak ettiğimden çok çok az kazansam da çalışacağım ve bekleyeceğim” dedim. Bunu da hakkını vererek yaptım. “Bütün bu çalışmaların bir dönüşü olacak” dedim ve çalıştım. Sonunda da bana bir dönüşü oldu gerçekten de…
Gelelim bu yılın büyük hedefine… Bu yıl en çok sarılmak istediğim düşünce ise ne olursa olsun iyilerin kazandığı…
Öyle garip bir dünyadayız ki kötüler hep kazanıyor, iyilerin boynu hep bükük ya da aksine son derece dik ama hep yalnız hep uzak… Ama benim, dünyada ilahi adaletin olduğuna inancım var. Ben ne kadar iyi bir insan olursam karşıma da o kadar çok güzel şey çıkacak. Satranç oynamıyorum; karşılaştığım insanların yapacağı olası hamleleri düşünmek ve buna göre kendime bir oyun kurmak istemiyorum. Tabii ki de yeri geldikçe stratejik olunmalı belki, ama yürekten yaşamayı, davranmayı, konuşmayı unutmadan…

Hedefleri yazdık, 2020’ye başladık. O zaman bana kolay gelsin. Artık “çok yoğunum, galiba çıkamayacağım dışarıya” dediğimde ne demek istediğimi anlarsınız galiba. Ya da umarım hedefimi tutturur da bu cümleyi kimseye sarf etmem. Çünkü ben, sevdiği işler karşısında ‘hayır’ demeyi henüz öğrenmeye çalışan, sanki üniversiteden yeni mezun olmuş bir çaylak gibi çabucak heyecanlanabilen bir deli insanım. Hayır demeyi öğrenip her hafta sonumu ayaklarımı uzatarak geçirmek istediğimi zannedenler varsa yanılıyorlar. Hayır demek istiyorum; çünkü benim de bu hayatta bırakmak istediğim izler var, içimde kalanlar ve sevdiğim insanlar. Biraz da bunlara vakit ayırmak gerek canııım.

Ve son olarak 2020’deki rahatlığımın, huzurumun tam olarak şu videodaki olmasını diliyorum. Hatta bence hayatımın fon müziği de aynısı olsun: =)

*Bullet journal: Bir tür kendi ajandanı kendin yap projesi. Geçen yıl Tarık ve sevgilisi Yasemin yapmaya başlamışlar ve bana da bahsetmişlerdi. Annem sayesinde günlük tutma konusunda profesyonellemiş biri olarak hemen böyle bir tarzı denemeliyim diyerek kolları sıvadım. Geçen yıl hemen hemen bir defteri ajanda çizgileriyle bitirdim. Bu yıl, hayatıma bu tatlı blogu soktuğum için biraz daha kolaylaştırarak devam edeceğim.

**Dunç: Bir güzel insan. Asıl adı Tunç. Kendisi sevgilim olur. Bol bol ismi geçeceği için şimdilik bir minik dipnot olarak kalsın. Belki bir sonraki yazıda daha çok bahsederim. =)