Olağanüstü normal bir çocuğun hayatı: Duruma Göre Bazen Kızılderiliyim

Sevgili Rowling’in tatlı karakteri Luna Lovegood, Harry’nin kırılan burnunu düzelttikten sonra burnun nasıl göründüğünü soran Harry’e: Olağanüstü normal diye cevap verir.

Muhteşem bir cevap değil mi?
Normal hem de olağanüstü derecede…

Sevgili Junior’ın hayatı da bence böyleydi, olağanüstü normal…

Junior, bir Kızılderili kampında annesi, babası ve ablasıya beraber yaşar. Ne var ki bu kamp pek de çizgi filmlerde gördüğümüz gibi eğlenceli değildir. Kampta yaşayan halk yokluk içindedir, çocuklar okula gider ama neredeyse hepsine umutsuz birer vaka gözüyle bakıldığı için ve imkanlar da elverişsiz olduğu için gelecek oldukça karanlıktır.

Junior da o çocuklardan sadece biridir. Ama bir gün öğretmeninin de desteğiyle zincirlerini kırmaya, sınırları aşmaya karar verir.

Çok daha iyi bir okula gitmek ister, ne var ki bu okul kamp dışındadır ve kendisinden oldukça farklı çocuklarla beraber okuması gerekir. Üstelik okula onu götürecek bir servis olmadığı gibi ailesinin yol parası verecek parası da yoktur.

Junior, gerçekten çok zorlanır. Her gün, tüm derslerde sözlüye kaldırıldığını ve hiç bilmediğin konulardan sorular sorulduğunu düşün. Berbaaaat!

Junior da tam olarak bu berbatlık derecesinde günler geçirir. Dışlanır, kendini ispat etmek için şiddete başvurur, aşık da olur, öğretmenlerin taktığı çocuk da olur. Ama sonunda hepsini aşar. Nasıl mı? Nasıl kısmı kitapta… =)

Sürekli çizim yapıyorum, kelimeler öngörülemez olduğu için çiziyorum. Kelimeler kısıtlı olduğu için çiziyorum. Eğer İngilizce, İspanyolca, Çince veya herhangi bir dilde konuşur ve yazarsanız, sizi ancak insanoğlunun belirli bir kısmı anlayabilir. Ama bir resim çizdiğinizde sizi herkes anlar. Eğer bir çiçeğin karikatürünü çizersem, dünya üzerindeki her adam, kadın ve çocuk ona bakar ve, “Bu bir çiçek.” der. Çiziyorum çünkü dünyayla konuşmak istiyorum. Ve dünyanın bana kulak vermesini istiyorum.

Büyüklere notlar:
Alexie Sherman’ın kaleme aldığı Duruma Göre Bazen Kızılderiliyim, son zamanlarda okuduğum en tatlı çocuk kitabıydı. Sherman, bu kitapla boşuna ödüller almamış.

Kitap çok içten bir dille yazılmış, zaten pek emin olmamakla beraber Sherman’ın hayatından izler de taşıdığı için kitaba otobiyografik bir gözle de yaklaşılıyor.

Ancak birkaç noktayı belirtmeden geçemeyeceğim; Sherman’ın bu tatlı kitabı zamanında okullarda yasaklı kitaplar arasında yer almış. Bunun nedeni ırkçılık olsa da okullar şiddet tasvirlerini ve ölüm ögesini çocuklar için fazla bulduklarını ileri sürmüşler.

Kitapta çocukların birbirilerine sataşmaları ve kavga etmeleri var. Açıkçası ben bunu şiddete teşvik olarak yorumlamadım, aksine pek çok çocuğun utandığında, üzüldüğünde, stresli ya da mutsuz olduğunda bu tip davranışlara sığındığını düşünürsek onlar için yol gösterici bile olacaktır.

Ölüm ise son derece yoksul ve devlet tarafından adeta unutulmuş bir bölgede yaşayan bir çocuk için hayatın olağan akışında yaşanıyor ve buna rağmen baş etmesi elbette zor. Ancak temin ederim bir Kemalettin Tuğcu kitabı kadar üzmüyor kimseyi…

Şahsen 36 yaşımda benim bile gözlerimi yeniden açtı her çocuğun ne kadar farklı yapılardan geldiğini görmek ve fark etmek adına… Keşke en azından onlara bu dünya biraz kıyak geçse…

Sınırlarını aşmak isteyen (ki bence her çocuk bunu ister), kendini dışlanmış hisseden ya da birilerini dışlayan tüm çocukların mutlaka okuması gereken bir kitap…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s